Sinema Sadece Sinema Değildir

 

 
Röportaj – İlayda Çevik

    Genç Oyuncu İlayda Çevik ile özel röportaj!

Röportaj: AYŞE KARADUMAN

– Öncelikle sizi tanıyalım. İlayda Çevik kimdir ? Hayatı ve Hedefi?

Bu ay 20 yaşıma giriyorum. Aslen Balıkesir-Burhaniye doğumluyum fakat artık kendimi Antep’li sayıyorum. Tiyatro bölümü öğrencisiyim. Öncelikli hedefim okulumu bitirmek. Malesef dizimizi şehir dışında çekiyor olmamızdan dolayı okulumu aksatıyorum. Çok uzun vadeli planlar yapmaktan genelde çekinirim. Hayatım son dönemde Karagül’den ibaret desem yalan olmaz herhalde. İşimden kalan vakti aileme, evime ve arkadaşlarıma ayırmayı tercih ediyorum.

– Oyunculuk kariyeriniz nasıl başladı?

İzleyenlerimiz ve ekibimiz sayesinde efsane haline gelmiş dizimiz Karagül’ün kadrosuna dahil olmamla başladı. Tiyatro hayatımın her döneminde yer alıyordu fakat profesyonel anlamda oyunculuğa ve kamera önüne adım atışım Karagül ile oldu. Tabi bu işe dahil olmamı sağlayan Sevgili Menajerim Berna Türkkan’a da sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Kendisi ilk kez kamera önüne geçeceğim için oyuncu koçluğumu yapıp beni kameralara hazırlayan ve Karagül’e girmem için büyük emek veren, dolayısıyla sektöre Şükrü Avşar gibi çok değerli bir yapımcının projesiyle ve güzel bir ekiple adım atmamı sağlayan; o ilk adımı attıktan sonra da hep yanımda olan güzel yürekli insandır.

– Bu yolda size engel olanlar oldu mu? Bu işi yapmanızı istemeyenler oldu mu?

Kaygılarını dile getiren yakınlarım olmadı değil fakat geriye dönüp baktığımda engel olmak isteyenlerden çok yanımda olup, desteklerini ve inançlarını esirgemeyen insanların olduğunu görüyorum. Ailem başta olmak üzere.

– Oyunculuk nedir sizce? Yaşamak mı Yaşatmak mı?

Yaşamadan yaşatmak pek mümkün olmasa gerek. Nacizane tecrübelerime dayanarak söylüyorum elbette. Yaşamaktan kastım hissetmek tabi. Her ne kadar oyunculuğu belli kalıplara sığdırmanın sağlıklı olmadığını düşünsem de yaşarken yaşatmak diyebilirim. Oyunculuk dipsiz bir kuyu. Her gün her saat yeni şeyler keşfedebiliyorsunuz ona dair. Aynı zamanda kendinize de. Vazgeçilmezliği, büyüsü de orda başlıyor benim için.

– En büyük manevi desteği kim verdi size?

İşte hiç düşünmeden cevap verebileceğim bir soru. 🙂 Ailem. Annem ve babam. Hem manevi hem maddi desteklerini hiçbir zaman esirgemediler benden. Çok yakınlarım bilirler ki ailem benim oyuncu olma hayalim uğruna büyük fedakarlıklar yaptılar; yapmaya da devam ediyorlar. Onlar bana bu denli destek olmasalardı bunları konuşuyor olmazdık diye düşünüyorum. İyi ki varlar, ne yapsam ödeyemem emeklerinin karşılığını.

– Karagül sizin için ne ifade ediyor? Dönüm noktası mı?

Kesinlikle. Bu gerçeği yadsıyamam hiçbir şekilde; Karagül benim hayatımın dönüm noktası. Böyle bir fırsat insanın karşısına kolay kolay çıkmaz. Ben de elimden geldiğince iyi değerlendirmeye çalışıyorum bu fırsatı. Karagül benim okulum oldu diyebilirim. Hem hayata hem oyunculuğa dair çok şey öğrendim Karagül ile birlikte.

– En sevdiğiniz ve en nefret ettiğiniz şeyler nelerdir?

İnsanların olmadığı biri gibi görünme çabasından ve haksızlıktan nefret ediyorum. Genelde hayata hep sevginin penceresinden bakmaya çalışırım. O yüzden derecelendirebileceğim bir sevgi yok. Hayatıma bir şekilde dokunan herkesi ve her şeyi seviyorum.

– Sektörün şu an ki halinden şikayetçi misiniz?

Sektör olarak şartlarımız zor evet. Aksini söylemek yalan olur. Her hafta neredeyse sinema filmi uzunluğunda dizi çekiyoruz. Gecesini gündüzüne katan büyük bir ekip var kamera arkasında. Sosyal hayatlarından, ailelerinden, kendilerinden ödün vererek çalışıyorlar. Bu durum haliyle hem fiziksel hem psikolojik tahribatlar yaratıyor. Diziler süre olarak kısalmadığı ya da kısaltılmadığı sürece ekmeğini bu işten kazanan birçok insan bu sağlıksız şartlara mahkum olacak.

– Dizi mi daha önemli yoksa beyaz perde mi?

Dizi okul; beyaz perde sınav benim için. Sinemanın yeri elbetteki başka.

– Sizin için aşkın ve mutluluğun tarifi nedir?

Aşk üstüne öyle beylik ve büyük laflar etmeye gerek yok ama benim için aşk incelik ve özen ister. Zaman ve mekan kavramlarını aşan duyguya aşk derim ben. Mutluluksa şükretmek ve huzurlu olmaktan geçiyor fikrimce.

– İlayda Çevik’in hayalleri.. Biraz anlatır mısınız..

Uzun vadeli planlar yapmaktan çekindiğimi belirtmiştim ama hayal kurmadan da yaşayamaz insan. Aslına bakarsanız öyle çok uç noktalarda hayallerim yok. Hemen hemen herkesin içinden geçirdiği şeyler belki de. Anne olmayı çok istiyorum. Çok mutlu bir çocukluk geçirdiğim için olabilir; aile hayatı önemli benim için. Mesleğimi layıkıyla yapmak ve huzurlu bir aile yaşantısı hayalim. Daha ne ister insan? 🙂

– Gelmek istediğiniz yer neresi? İstediğiniz yerde misiniz?

Yukarda da söylediğim gibi hayatı uçlarda yaşamayı seven biri değilim. Mesleki anlamda iyi sinema filmlerinde oynamak ve tiyatro yapmak gelmek istediğim yere taşıyabilir beni. Ayrıca oyunculuk alanında öğretmenlik yapmayı da çok isterim. Umarım bir gün olur. Şu anda o yolda ağır ama sağlam adımlarla ilerlediğimi düşünüyorum. Umarım yanılmıyorumdur.

– Sizin için edebiyat nedir?

Edebiyat benim için terapi gibi. Kitap okumayı oldum olası severim. Şiire zaten aşığım. Hatta arada ufak tefek bir şeyler karalıyorum bile. Kim bilir belki ilerde bir kitap haline getirme cesaretim olur onları.

– Mutsuz olduğunuz zamanlarda kaçıp huzur bulduğunuz yerlere gidiyorsunuzdur.. O huzurun tarifi var mı?

Genelde annemin kucağı oluyor… İnanın yok. İnsan bazen koşulsuz şartsız sevildiğini hissetmek istiyor, buna ihtiyaç duyuyor. Gündelik hayatın stresinde ucundan kıyısından kaybettiğim huzuru annemde buluyorum çoğu zaman. Sakinleşip duruluyorum. Derin nefes. Kaldığım yerden devam… 🙂

– İlayda’nın dünyası.. İlayda’nın yaşamak istediği dünya bu dünya mı? Değistirme imkanınız olsa ne yapardınız?

Herkesin kendini özgürce ifade edebildiği bir dünyanın hayalini kurarım hep. Ütopik gelebilir ama içinde yaşadığımız dünyanın bizi fazlaca kısıtladığını düşünüyorum. Kadınların bütün normlardan sıyrılıp yalnızca birey olmalarıyla varoldukları bir dünya, çok güzel olurdu.

– Sevenleriniz yeterince var. BURADAN onlara ne demek istersiniz?

İyi ki varlar. Onların desteği, sevgisi beni o kadar mutlu ediyor ki. Umutsuzluğa kapıldığım anlarda onlar aklıma geliyor ve toparlanıyorum. Onların ilgisine ve desteğine layık olmak için çok çalışacağımı bilmelerini isterim.

– Hayat size en çok neyi öğretti?

Hayat bana en çok sabretmeyi öğretti galiba. Her şeyin bir zamanı olduğunu, bazı şeylerin vaktinden önce ya da sonra karşına çıkmasının bir faydası olmayacağını öğretti. Kısaca tevekkül de diyebiliriz. Ben her zaman elimden geleni yaptım ve sonrası için bekledim. Gelecek olan sana geliyor zaten, sen de bu sırada kendini ona hazır etmiş oluyorsun. Sonrası iyilik, güzellik…

– Son olarak İlayda gerçekten mutlu mu?

Mutsuzum dersem kendime haksızlık etmiş olurum. Evet, gerçekten mutluyum. Herkes gibi zor dönemlerden geçiyorum zaman zaman. Hepsinden almam gereken bir ders olduğunu biliyorum ve onu görebilmek için çaba harcıyorum. Sağlığım yerinde, sevdiklerim yanımda. Hayalini kurduğum işin içindeyim. Üstelik işimi yaparken seviliyor ve takdir ediliyorum. Mutlu olmak için çok haklı sebeplerim var bence. 🙂

Röportaj: AYŞE KARADUMAN

TEŞEKKÜR

  • Yukarıdaki röportaj “blog.radikal.com.tr/Bloglar/ayse-karaduman” sayfasının editörü Ayşe Karaduman‘ın izni ile yayınlanmaktadır.
  • Ayşe Karaduman‘ın sitesine gitmek için lütfen tıklayınız.
 Turksinemasi.com
11 Aralık 2014

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Sinema Haberleri


Saygıyla Anıyoruz