Sinema Sadece Sinema Değildir

 

 
Röportaj – Memduh Ün

Memduh Ün… Türk Sineması’nın en önemli yönetmenlerinden… 89 buçuk yaşında, 51 yıldır Fatma Girik’le birlikte. 100 civarında film yönetti, 60 filmde senaristlik yaptı. ‘Hiç beğenmedim, toplatacağım’ dediği Memduh Ün Filmlerini Anlatıyor adlı kitap  yeni çıktı! Büyük yönetmenle ‘beğenmediği’ kitabını, hayatını, sinemayı konuştuk…

Türk Sineması’nın tarihine tanıklık etmiş bir ustasınız. Her şey nasıl başladı?

89 buçuk yaşındayım. 10 yaşımdan beri devamlı kitap okuyorum. İlkokulda ilk iki sene eski yazı okudum. Yeni yazıya geçildiği halde eski yazıyla basılmış dergilerdeki hikayeleri okurdum. Eski yazıyla okuyup yazabiliyorum halen. Jules Verne’ün kitaplarını, Pardayanlar’ı, Üç Silahşörler’i kütüphanelerde, eski yazıyla basılmış nüshalarından okudum.

Aile ortamınız nasıldı?

Fakirdik. Büyükannem hafızdı, anneannem bana namaz surelerini öğretmişti. Ailem dindardı aslında. Dindarlığa karşı değilim. Kendim de komünist değilim, ortanın solundayım. Dini aşırılığa karşıyım.

OYUNCULUĞU ÖZLEMİYORUM

1940’larda futbolcuydunuz. O dönemde şampiyon olan Beşiktaş’ta da oynadınız.
Ankara karması, Adana karmasında da oynadım. 1952’ye kadar forvette de, defansta da top koşturdum. Bir iki sene daha oynayabilirdim, fakat kulüple aramda bir anlaşmazlık oldu. Halen Beşiktaşlıyım.

Tıp fakültesinden neden ayrıldınız?

Tıbbı 1943’te bıraktım. Dört sene okudum ve kaldım zaten.

Sinemaya oyuncu olarak başladınız…

1947’de Damga adlı filmde Sezer Sezin’le başroldeydik. Elektrik idaresinde memur olduğum için Turhan Ün adını kullandım. Oyunculuğu özlemiyorum. Çağırıyorlardı gidiyordum. Beni niye çağırıyorlardı bilmiyorum.

Sizin beğendiğiniz sinemacılar kimler?

Yenilerden Çağan Irmak’ı beğeniyorum. Babam Ve Oğlum iyi filmdi. Osman Sınav, Handan İpekçi, Serdar Akar iyi yönetmenler. Nuri Bilge Ceylan’ın tarzı bana hitap etmiyor. Zeki Demirkubuz’un Masumiyet’i güzeldi. Semih Kaplanoğlu’nun Yumurta filmini beğenmedim. Oğlum beğendi, ödüller de aldı ama ben jüride olsam harp çıkardı herhalde. Eskilerden Atıf Yılmaz ve Metin Erksan’ı beğenirim. John Ford, Stanley Kubrick, Steven Spielberg, Sam Peckinpah, William Wyler… Tarantino’yu çok seviyorum.

Yeşilçam filmlerini bugün seyrettiğinizde neler hissediyorsunuz?

Eski yerli filmlerin hepsinde muhakkak birkaç tane ölmüş dostuma rastlıyorum. Vahi Öz, Sadettin Erbil, Ayhan Işık, Salih Tozan, Kemal Sunal, Semih Sezerli gibi… Çok üzülüyorum.

ERAKALIN SİNEMAYI ÖĞRENEMEDİ

Fatma Girik’le ne zamandır berabersiniz?

51 senedir. 1957’de geldiğinde figürandı. Orada tanıştık ve hala beraberiz. O arada neler oldu… orasına da Rufailer karışır (gülüyor). Aramızda resmi bir beraberlik yok. Fakat iyi geçindik, hala da iyiyiz yani.

Son filminiz 2005 tarihli Sinema Bir Mucizedir hakkında neler söyleyeceksiniz?

O filmden 950 bin lira zarar ettim. Mimar Sinan’da öğrencilere uygulamalı ders veriyordum. Film çekiyorduk. Bir heves geldi. Yeniden film çekmeye kalkıştım. O yaşta zordu. Filmin adı Büyülü Fener’di, sonra değiştirdiler. Filmi ben tamamlayamadım. Omurgam kırıldı. Sinema Bir Mucizedir’i kendi filmim saymıyorum.
Çok sinemacı yetiştirdiniz…

Yüz tane asistan aldım, içlerinden iki buçuk tane yönetmen çıktı: Bilge Olgaç ile Tunç Başaran. Halit Refiğ de asistanlığımı yaptı ama o zaten Atıf Yılmaz’la çalışmıştı. Ülkü Erakalın mesela, bana göre hala sinemayı öğrenemedi.

Teknoloji gelişti. Eskisine göre film yapmak daha mı kolay?

Aletle sinema olmaz. Sinema yetenek ve zekayla yapılır.

BEĞENMEDİM KİTABI TOPLATIN ÖDERİM DEDİM

Kitabınızda filmlerinizi çokça eleştiriyorsunuz, neden?

Normal. Filmlerime objektif bakıyorum. Kitabı toplatıyorum şimdi. Kapağını beğenmedim; bir sunuş yazısı vardı, kitaba konmamış; bir de biyografi lazım. ‘Kitabı toplayın, ben ödeyeceğim’ dedim. Şimdi anılarımı yazıyorum. O da 400 sayfa kadar olacak.

En beğendiğiniz filminiz?

Zıkkımın Kökü. İçimde iki ukde vardı. Biri, üniversiteyi bitirememiş olmak. 15 sene Mimar Sinan Üniversitesi’nde ders verince bu duygum yatıştı. İkincisi, yurtdışı festivallerinde ödül alamamış olmaktan ötürü mahzundum. Zıkkımın Kökü İspanya’da, Tunus’ta, Hindistan’da, Fransa’da, Almanya’da yani üç kıtada ödül aldı.

Aşk filmi çekemediğinizi ve cinselliği kullanamadığınızı yazmışsınız?

Kerime Nadir, Muazzez Tahsin Berkant gibi yazarların hikayelerindeki aşklar cinsiyetsizdir zaten. Filmlerimi seyrederken cinselliği ön plana çıkaramadığımı görüyorum. Çünkü öpüşme sahnesi çekerken bile rahatsız oluyordum. Gerçi ben Sezer Sezin’le öpüşme sahnesi oynarken hoşuma gitmişti. (gülüyor) Erotik sahnesi olan iki filmim var. O sahnelerin de birini Oksal Pekmezoğlu, diğerini Temel Gürsu çekti.
Kemal Tahir’in evinde film seyrederdik

O dönemin aydınlarının Türk Sinemasını ve özellikle de melodramları aşağıladıklarını yazmışsınız. Nedeni neydi bu aşağılamaların?

Nijat Özön, Tarık Dursun… Zaman zaman, iyi yazanlar da aşağılardı. Seyirciler hariç herkes Türk Sineması’ na kötü gözle bakıyordu. Olumlu eleştiriler 1959’daki Üç Arkadaş filminden sonra gelmeye başladı. Filme gelmeyen aydın kalmamıştı.

Polisiye roman merakınızdan bahsedelim mi?

Çok seviyorum. Jean-Christophe Grange’ı çok beğeniyorum. Onun romanlarından bir film yapabilmek isterdim. Uyarlamalarını seyrettim fakat hiçbirini beğenmedim. Dan Brown’ı da severek okudum fakat Da Vinci Şifresi, Melekler Ve Şeytanlar filmlerini sonuna kadar seyretmeye tahammül edemedim.

Orhan Kemal, Attilâ İlhan, Kemal Tahir gibi edebiyatçılarla çalıştınız…

Ben Adana’da yedek subaydım, orada pamuk fabrikasında çalışan Orhan Kemal bir sene öncesine kadar Millî Mensucat’ın futbol takımında oynuyordu. Benim bir 16 mm göstericim vardı. Kemal Tahir’in evine götürür, ona film gösterirdim. Birbirimizi çok severdik. Üç Arkadaş’ı beğendi, Avare Mustafa’yı seyredince Orhan Kemal’e küfretti. Devlet Kuşu romanından uyarlamaydı.

Bire On Vardı adlı filminizi William Irish’in bir romanından uyarladınız. Irish’e mektup yazıp izin istemişsiniz. Sonra bağınız sürdü mü, filmi Irish’e gönderdiniz mi?

Mektup yazdım evet, o da izin verdi. Para da istemedi. Filmi göndermedim, niye göndereyim, bir kopya dünya para. Sonra da hiç temas kurmadık. İş bitti, Irish’le ilişki bitti! James Headly Chase, Georges Simenon, Mickey Spillane’den de uyarlamalar yaptım.

Yapmak isteyip de yapamadığınız film oldu mu?

Yaşar Kemal’in Ortadirek, Reşat Nuri’nin Yeşil Gece, Halide Edip’in Ateşten Gömlek ve son dönemde okuduğum Hasan Eskil’in Köprüde Kadınlar Var adlı romanından film yapmak isterdim.

Memduh Ün’ün gözünden ünlüler

Yücel Çakmaklı’ya Allah rahmet eylesin. Yumuşak, iyi bir insandı. Küçük Ağa’yı ben de film yapmak istedim, Kemal Tahir’e verdim, attı elinden.

Ayhan Işık alaylıydı fakat kişiliğine uygun rollerde, mesela polisiyelerde ve kavga sahnelerinde çok iyiydi.

Cüneyt Arkın disiplinliydi fakat alkol problemi vardı. Gece çok içmişse sete geç kaldığı olurdu. Aşk filmlerinde de avantürde de iyiydi.

Fatma Girik  her rolü başarıyla oynar. Anadolu kadınını da, şehirli kadını da oynar.
Kemal Sunal çok iyi oyuncu. Sadece komedide değil, dramda da başarılıydı. Büyük aktördü.
Türkan Şoray iyi oyuncudur. Karaktere derinlik katar.

Hülya Koçyiğit konservatuarda okumuştur. Tanıştığımızda 15-16 yaşındaydı. İlkin beğenmemiştim. Yanılmışım. İçtenlikli, etkileyici bir oyuncudur.

Filiz Akın’ın ilk filmini ben çektim. O dönemde acemiydi. Sonra sinemada tutunmayı başardı ve giderek ustalaştı.

Tamer Yiğit ’i çok severim. Tam bir beyefendidir.

Murat Menteş / Star Gazetesi

 Turksinemasi.com
7 Kasım 2012

“Röportaj – Memduh Ün” için bir cevap

  1. ben dedi ki:

    yilmaz güney neoldu memduh bey`?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Sinema Haberleri


Saygıyla Anıyoruz