Sinema Sadece Sinema Değildir

 

 
Röportaj – Serenay Aktaş

    Genç yıldız Serenay Aktaş ile röportaj !

Röportaj: AYŞE KARADUMAN

– Öncelikle Serenay Aktaş’ı tanıyalım. Kimdir? Hayattaki en büyük amacı nedir?

Ben zaten kim olduğumu Survivor gibi her şeyin doğal olduğu bir yarışmada insanların çoğuna gösterdiğimi düşünüyorum, tepkiler bu yönde zaten sağ olsunlar. Ama yine de kısaca özetlemek gerekirse duygusal, asi ama sulu göz. Azimli ve tuttuğunu koparan, ailesine ve maneviyatına önem veren, haksızlığa gelemeyen, insanı duyguların her şeyden önemli olduğunu savunan, hayallerinin peşinden koşan bir genç kız işte…

Hayattaki amacım, çizgimin dışına çıkmadan, her şeyden önce insanlığın geldiğini unutmadan, saygıyı ve sevgiyi yitirmeden başarılı ve emin adımlarla hedeflerime doğru ilerlemek…

– Hayattaki en büyük destekçiniz kim oldu?

Hayattaki en büyük destekçim şüphesiz ki annem oldu. O bana güç veriyor, en zor anımda bile annemin aştığı zorlukları düşünüp; “Ben böyle güçlü bir annenin kızıysam, mücadelemi sonuna kadar göstereceğim” diyorum.

– Oyunculuk hayatınız ve Survivor hayatı nasıl geçti?

İlk olarak Kanıt’ta bölüm oyunculuğuyla başladım. Daha sonra Türk Malı, Alemin Kralı, Yahşi Cazibe ve Kalbim Seni Seçti gibi dizilerde bölüm oyunculuğuna devam ettim. Fakat bir süre sonra karşılaştıklarım yüzünden bu işler bana göre olmadığını düşünmüştüm ki o dönemde gelen bir telefon beni tekrar heyecanlandırdı. Arayan Hamdi Alkan’dı, benden Arka Sıradakiler’de Gülüm karakterini canlandırmamı istedi.

İlk ana cast projem bu oldu. Burada sen istemedikten sonra kimsenin seni yanlışa çekemeyeceğini anladım. Arka Sıradakiler’den sonra Muhteşem Yüzyıl’da Ayşe Hatun karakterini canlandırdım. Survivor’a gitmeden önce de Çılgın Dershane 3’te yer aldım. Ardından Ada’nın yolunu tuttum. Son olarak da çekimlerini yeni bitirdiğimiz Figüran adlı sinema filminde ilk başrolümü canlandırdım.

Survivor’ın elbette bir katkısı oldu. Mesela insanlar beni daha önce farklı karakterlerde izlemişlerdi, ama orada Serenay’ın en doğal halini gördüler. Hem iç hem de dış olarak. Eskiden set makyajım yokken çok az tanıyan olurdu, şimdi makyajsız herkes tanıyor.

– En büyük hayal kırıklığınız ne oldu?

Çok şükür, 21 yaşındayım öyle büyük bir hayal kırıklığı yaşamadım ama ben insanlara gereğinden fazla değer veririm ve bazı güvendiğim insanların, aslında güvenilmeyecek insanlar olduğunu anladığımda büyük hayal kırıklığı yaşıyorum. Ama Survivor’da yaşadığım son hayal kırıklığı bu huyumu biraz törpülememe neden oldu.

– Oynadığınız filmin set ortamı nasıl? Sadece iş mi ? yoksa bir aile mi ?

Ne yalan söyleyeyim, hem iş hem de aile ortamını sağlamaya çalıştık. Çünkü çok fazla birbirimize ısındık, zaman zaman ciddi durmaya çalıştık ki bu da bizlere iş ortamını hatırlattı.

– Güvendiğiniz insanlar tarafından darbe aldınız mı?

Darbe ve hayal kırıklığı bana göre aynı yere çıkıyor. Dediğim gibi, insanların boş şeyler uğruna ve bu dünyada misafir olduğumuzu unutup tamamen maddi şeyler için birbirlerini kırmaları.

– Mutluluk nedir? Hedefiniz nedir?

Başarıya giden yolda, saygıyı, sevgiyi ve insanlığımı yitirmeden, karşılaştığım zorluklar karşısında Yaradana isyan etmeden yoluma devam etmek. Ve son olarak şükretmek, çünkü bence mutluluğun yolu şükredebilmekten geçer.

– Gelecek projeleriniz neler?

İyi bir projede yer almak isterim tabii ki, ama kısmetten öte köy yok, hakkımda hayırlısı neyse o olsun istiyorum.

– Hayranlarınız çok fazla. Onlara buradan ne demek istersiniz?

Hayranlarımdan öte, hiç duymadan sol yanımda hissettiğim, hiç görmeden taa kalbime kadar dokunan ikinci ailem onlar benim. Survivor’da istisnasız her duamda, bu camiadaki insanlara ön yargılı yaklaşılmasından rahatsız olduğum için; “Allah’ım insanlar samimiyetimi, içlerinden biri olduğumu hissetsin, onlara kendimden bir şeyler geçirebileyim” derdim. Galiba bu duam fazlasıyla kabul oldu, binlerce kez şükürler olsun, eksik olmasınlar…

– Survivor size neleri kattı?

Survivor bana çok şey kattı. Bütün kelimelerin gerçek anlamını dibine kadar orada yaşadım. Ve annemin bir sözü vardı, bu sözün doğruluğunu orada bir kez daha anladım; İnsanın başını sokacak bir yuvası olsun, ocağında bir tencere yemeği pişsin, sevdikleri de yanında olsun, e daha ne olsun…

Serenay Aktaş ve hayranlarına teşekkürler…

Röportaj: AYŞE KARADUMAN

TEŞEKKÜR

  • Yukarıdaki röportaj “blog.radikal.com.tr/Bloglar/ayse-karaduman” sayfasının editörü Ayşe Karaduman‘ın izni ile yayınlanmaktadır.
  • Ayşe Karaduman‘ın sitesine gitmek için lütfen tıklayınız.
 Turksinemasi.com
6 Ağustos 2014

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Sinema Haberleri


Saygıyla Anıyoruz