Sinema Sadece Sinema Değildir

 

 
Sadri & Çolpan

Sahnelerimizin ve sinemamızın iki ünlü ve unutulmaz yıldızı Çolpan İlhan ve Sadri Alışık, kim bilir kaç kez gazete ve dergi sayfalarına konu olmuşlardı.
İşte onlardan biri, Hayat dergisinde 1961 yılında yayımlanan Çolpan İlhan’lı, Sadri Alışık’lı eğlenceli bir yazı. 18 Mart 1995’te aramızdan ayrılan “Turist Ömer” tiplemesiyle milyonların unutamadığı Sadri Alışık’ın “5 Nisan uğurlu günü”nün hikayesini seveceksiniz…
İnsan yazıyı okuyunca, 3 Nisan Salı günü dağıtılan Sadri Alışık Ödülleri keşke 5 Nisan günü dağıtılsaydı demekten kendini alamıyor.
Sözü fazla uzattım, gelin hemen yazıyı okuyalım…
Çolpan İlhan ve Sadri Alışık
Orhan Tahsin
Hayat dergisi 6 Temmuz 1961, Sayı:28
Düz saçlı, yakışıklı adam diktafonun düğmesini çevirdi: “Komiser Muvaffak, dünkü kontrolde toplanan ehliyetleri getirsin” dedi. Diktafonu kapattı. Gözleri, odanın duvarlarında dolaştı. Duvarlara, taşıt kazalarını gösteren fotoğraflar asılmıştı. Bu sırada içeriye uzun boylu bir komiser girdi. Elindeki ehliyetleri masanın üstüne bıraktı:
– Dün Boğaz yolu ile Bakırköy Caddesi’ni kestik, dedi. Trafik kurallarına aykırı hareket eden 53 şoförün ehliyetini aldık.
Masada oturan yakışıklı adam bir ehliyetin sayfalarını gelişi güzel çevirdi. Son sayfaya gelince durakladı. Yakında ayakta duran komisere:
– Muvaffak, bu ne? Dedi, bu kimin imzası?..
Komiser yakışıklı adamın gösterdiği yere baktı:
– Çolpan İlhan yazıyor efendim, dedi.
Düz saçlı, yakışıklı adam öteki ehliyetlerinde son sarı sayfalarını çevirdi. Tümünde aynı imza vardı. Yüz çizgileri gerildi:
– Bu, sinema yıldızı Çolpan İlhan olacak!.. Bir kurt yeniği görüyorum imza işinde ben! Şu Çolpan’ın telefonunu bulun. Onunla konuşacağım. Komiser, etajerin üzerindeki telefon defterini karıştırdı. Telefonu açtı, 5 rakamlı bir numara çevirdi.
Çolpan İlhan yeni uyanmıştı. Kitaplığın üzerindeki telefonun zili uzun uzun çalıyordu. Telefonu kaldırdı:
– Buyrun efendim, dedi.
İç içe girmiş iki odanın duvarlarını genç ressamlarımızın imzalarını taşıyan, “abstre” resimler süslüyordu. Telefonda sert bir erkek sesi:
– Ben Trafik Müdürü Orhan Eyüboğlu, dedi. Şoför ehliyetlerinin arkalarında imzanız var!.. Bu ehliyetleri niçin imzaladınız?…
Odadaki, kırmızılı, sarılı, yeşilli resimlerin renkleri bir anda kararıverdi.
– Şoförler arzu etti de, diye kekeledi. “Bir Şoförün Gizli Defteri” adlı bir filimde başrolü oynamıştım da… Şoförlerin aleyhinde olmasına rağmen, şoförler beni her gördükleri yerde yolumu kestiler, ehliyetlerini imzalattılar… Orhan Eyüboğlu’nun sesi yumuşamıştı:
– Ehliyetlerini imzaladığınız şoförler de tüm seçmeceymiş, dedi. Trafik kurallarını çiğnemek konusunda birbirleriyle yarış ediyorlar!..
Çolpan İlhan:
– Bilmiyordum böyle olacağını, dedi.
Orhan Eyüboğlu bir şen bir kahkaha attı:
– Üzülmeyin hanımefendi, dedi. Şoförlere kendinizi sevdirdiğinizden dolayı sizi tebrik ederim!.. Yarın şubeye teşrif edin, şoförler gelecek, onlara o tatlı dilinizle nasihat edin!…
Duvardaki resimler, yine eski rengini bulmuştu. Sarılar, kırmızılar, yeşiller, renk cümbüşü içinde, perdemizin Avrupa tipli yıldızının başarısını kutluyordu.
Çolpan İlhan bu hikâyeyi her önüne gelene anlatmıştı. Yalnız, bir gün İstiklâl Caddesi’nde gördüğü, bir arkadaşının aracılığı ile tanıştığı Sadri Alışık’a söylememişti. Alışık’ın giyimini sevmemişti. Çok klâsik giyiniyordu; üstelik gömleğinin yakası da kolalıydı. Yakışıklıydı ama havası yoktu!.. Gel gör, Sadri, Çolpan’ı beğenmişti. Güzeldi. Gözleri için bir “göz destanı” yazılabilirdi. Ama önem vermemek işine gelmişti. Çolpan o yıllarda adsız sansız bir kızdı. Sadri ise hem tiyatroda, hem sinemada ad yapmıştı. Sonra Çolpan da sahneye, sete çıktı. Bir gün Küçük Sahne’de karşılaştılar. Aynı oyunlarda oynadılar. Arkadaş oldular. Boş vakit bulurlarsa, evleneceklerdi.
O zamanı da Ilgaz’da film çevirirken buldular. Şehre inip birer nişan halkası aldılar. Halkaların içine adlarını yazdıracak vakitleri yoktu. İstanbul’a dönerken arabada, yüzükleri taktılar. Sonra önde oturan arkadaşlarına: “Biz nişanlandık” dediler. O gün yol boyunca, Çolpan, Sadri’ye şoförlerin hikâyesini anlatıverdi. Sadri de cebinden ehliyetini çıkardı:
-Bir şoför olarak senden bir ricam var, dedi. O filmini çok beğenmiştim. Şu ehliyetimi imzalar mısın?
Çolpan, ehliyetin son sayfasını çevirdi: “Çolpan İlhan” diye imzasını atıverdi…
5 Nisan Hatırası
Yukarıdaki fotoğraf bir “5 Nisan” günü çekilmişti. Sadri Alışık için her yılın 5 nisanı uğurlu gündü… Çünkü 5 Nisan 1925’de doğmuştu. 1932 yılının 5 nisanında ilkokula başlamıştı. İki yıl sonra gene bir 5 nisan günü sünnet olmuştu. Askere gidiş ve dönüş tarihleri de 5 nisana rastlamıştı. İlk filmi olan “Günahsızlar”ın birinci sahnesi 5 Nisan 1945’te çevrilmişti. Çolpan’la bir 5 nisan günü tanışmıştı.
Bu “5 Nisan” hâtırası fotoğrafın arkasına Sadri ile Çolpan’ın tanışmalarının, evlenmelerinin küçük bir hikâyesini yazmışlardı. Sadri 1925 te Paşabahçe’de, Çolpan ise 1936 da İzmir’de doğmuştur. 1950 yılında Sadri Alışık ile evlenmiştir. Nişan, düğün öyle aceleye gelmiştir ki, bu iki mutlu günden hiç değilse birini 5 nisana denk getirmek istemişse de, başaramamıştır. Çocukları Kerem ise, bu uğuru iki ay gecikmeyle, 5 haziranda doğarak bozmuştur. 5 nisanın uğuru, yukarıda görülen fotoğrafın gerisinde bir, iki silik satır ile artık bir “hâtıra” olmuştur.

 Turksinemasi.com
7 Kasım 2012

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Sinema Haberleri


Saygıyla Anıyoruz