Sinema Sadece Sinema Değildir

 

 
Türk Sineması’nda İz Bırakan Mekanlar

Salonlarında Ediz Hun kahır içinde viski içerdi, merdivenlerinden Filiz Akın süzülür, balkonlarında Adile Naşit çamaşır asar, koridorlarında Türkan Şoray’ın aşkını gizlemek için attığı şuh kahkahalar çınlardı. Kemal Sunal türküler söylerdi.. Yeşilçam, işte bu mekanlarda yaşamıştı…

Türk filmlerinin mekânları, 30-40 yıldır, milyonlarca insanı konuk ediyor. Eskiden bu köşkler, yalılar, evler, gazinolar sinema salonlarının beyaz perdelerine yansır ve izleyenleri içine alırlardı. Şimdiyse her gün televizyon ekranlarındalar. Kiminin içinde Sadri Alışık, gözleri buğulanırken gülümsemeye çalışan yüzü ile dokunaklı bir konuşma yapar, kiminde Türkan Şoray’ın, aşk acısını belli etmemek için attığı kötü kadın kahkahaları yankılanır. Cüneyt Arkın, kötü adamları döverken hep eşyaları dağıtır. Çoğunun duvarında ailenin reisi Hulusi Kentmen’in çerçeveletilmiş resmi durur. Filiz Akın, güzelliğiyle büyüleyerek merdivenlerden iner.

Türk sinemasının yıllar önce mekân seçtiği ve beyaz ekrandaki varlıkları hiç değişmeyen evler, köşkler, yalılar, gazinolar artık o eski filmlerin çekildiği zamanlardan çok farklı. Büyük aşkların yaşandığı köşkler apartman, yoksul delikanlının zengin kızın babası tarafından aşağılandığı yalılar lüks lokanta, güzel assolistin kendisine âşık jöne bakarak şarkı söylediği gazinolar, düğün salonu oldu.

O mekanlar hep filmlerde kalır gerçek hayata geçmezler gibi gelir insana, günümüz de ki halini görünce çok değişik geliyor. O evlerde, sokaklarda, mahalleler de oturmak ne güzeldir.

Kapıcılar Kralı (1976), Çöpçüler Kralı (1978), Şendul Şaban (1985)
  • Cihangir Güneşli Sokak

Cihangir_Gunesli_Sokak7

Kemal Sunal, Çöpçüler Kralı filminde “Mezarımı Derin Kazın” türküsünü söylerdi, pencerenin altında..

Cihangir’de ki Güneşli Sokak sanki filmde ki o günlerdekinden daha daralmış gibi. Yol daha dar, kaldırımlar daha dar. Binalar yeniden yapılırken, yola daha yakın yapılmış gibi… Kaldırımları insanların geçebileceği şekilde geniş yaptıkları için yolu daraltmışlar gibi…

Aslında film çekim formatından kaynaklanan bir genişlik görünüyor oysa sokağın yol ve kaldırım ölçüsü aynı, aradan 36 yıl geçmesine rağmen neredeyse hiç değişiklik olmamış, sadece bazı apartmanlar restore edilmiş ya da sadece boyanmış.. Yerlerin taşlarını degiştirmişler. Belediye amirinin(Şener şen) evine, demir parmaklıklar koymuşlar. Pencerelerde demir parmaklık olmasaydı çok daha iyi olurmuş…

Kapıcılar Kralı filminin çekildiği apartman hiç değişmemiş. Pencerelerin ahşap doğramaları bile aynı.. Arabaların park etmesinden dolayıda sokaklar dar görünüyor .

Görünce çok hüzünleniyor insan..

Fotoğraflar:

Yoksul (1986)
  • Eminönü Abut Efendi Han

Yoksul_Abut_Efendi_Hani3

Başrolünü ünlü komedyen Kemal Sunal’ın oynadığı Yoksul filmi bu handa çekilmiştir. (Yoksul filminin çekildiği Abut Efendi Han, Kapalıçarşı’ya doğru çıkarken sağ tarafta, Mahmutpaşa yokuşunda yer alıyor.)

Abud Efendi Hanı ya da Büyük Abud Efendi Hanı, Mahmutpaşa İstanbul’dadır. 1895 yılında inşaa edilmiştir. Cam ve metal mimarisi ile Avrupa’nın önemli tarihi yapılarından biridir. üç yöne cepheli dört kattan oluşmaktadır. Eminönü’nde, Tarakçılar Caddesi üzerinde bulunan Tarakçılar Hanı Sokağı ile Mahmutpaşa Yokuşu’nun birleştiği engebeli bir arazi üzerinde inşa edilen hanın ana girişi Mahmutpaşa yokuşu tarafındadır.

XIX. yüzyılın ilk modern yapılarından biri olarak kabul edilen Büyük Abud Efendi Han’ın üç kapısından ikisinin üzerinde, bir tarafında Osmanlıca diğer tarafında Fransızca olarak “Stamboul Yenni- Tcharchi” “İstanbul Yeni Çarşısı 1313 –1895” yazılı kitabeler bulunmaktadır. Demir işlemeli merdivenleri, geniş koridorları ve bir oteli andıran odalarıyla Abud Efendi Han orijinal halini günümüze kadar korumuştur.

Fotoğraflar:

Tosun Paşa (1976), Süt Kardeşler (1976), Sevgili Dayım (1977)
  • İstanbul Caddesi No: 37 Yeşilköy / İstanbul

TosunPasa_yesilkoy_tarihikonak

Bir çok Yeşilçam filmine mekan olan İstanbul Yeşilköy’deki tarihi konak… Bu konağı Kemal Sunal’ın oynadığı Tosun Paşa, Süt Kardeşler, Sevgili Dayım gibi filmlerden hatırlayacaksınız.

Şu anda restore edilmiş ancak eski halinden eser kalmamış gördüğünüz gibi.. Sevgili Dayım filminde görünen “Hakiki Roma Dondurmacısı” halen duruyor.

 

 

 

Fotoğraflar:

Milyarder (1986)
  • Sapanca Tren İstasyonu

milyarder_sapanca_tren_istasyonu1

Şener Şen’in başrolünü oynadığı ‘Milyarder’ filminin çekildiği Sapanca Tren İstasyonu, filmde Mesudiye olarak geçiyor.

Milyarder Filmi Çekim Aşaması

1980’li yıllarda milli piyango’dan yüksek ikramiye kazanan kişilerin kendilerini gizleme yöntemlerini ilham alan film için ilk girişimler 1985 Şubat’da başladı. Adapazarı, Körfez, ve Sapanca İstanbul’a yakın olmaları sebebiyle aday bölgelerden biriydi. Gerek çevresinin uygunluğu gerekse Sapanca belediyesinin film için yakın temaslardan bulunması sonrası Sapanca seçildi.

Sapanca belediyesinin film ekibi ve oyuncular için özel bir tesis tahsis etmesinden kısa süre sonra 1985 mayısında filmin çekimlerine start verildi. Filmin çekimlerine çoğunlukla öğleden sonra başlanıyor bazı bölümler gecenin geç saatlerine kadar sürüyordu. Oyuncuların bir kısmı İstanbul’a bir kısmıda Adapazarı’da evlerine ve ya yakınlarının yanına trenle gittikleri için bir çok bölüm gecikmeli çekilmiştir.

Sapanca tren istasyonu lojmanı film nedeniyle yaklaşık 20 gün film ekibine tahsis edilirken istasyonda çalışan gerçek istasyon şefi yıllık izne ayrılmış yerine lojmanda kalmayan bir memur görevlendirilmiştir. Filmde gerçek istasyon şefine ait eşyalar kullanılmış mümkün olduğunca doğal yapıya bağlı kalınmıştır.

Filmin rüya sahneleri (Mesud karakterinin rüyasında trende bileti almak isteyenler tarafından saldırıya uğraması) Adapazarı-Sapanca arasında çekilmiş, bu sahnelerde ve boş tek vagonlu trenler kullanılmıştır.

Filmde bazı oyuncular film ekibine tahsis edilen tesiste kalmıyorlar akşam satlerinde trenle İstanbul’a dönüyorlar bir sonraki günde öğleye doğru yine trenle Sapanca’ya geliyorlardı. Özellikle yaşanan geç kalmalar nedeniyle yönetmen Kartal Tibet bir çok oyuncuyu bu konuda uyarmıştır. Film için toplam 2 defa bir haftalık dinlenme süresi planlanmıştır.

Fotoğraflar:

Halk Çocuğu (1964) / Ayhan Işık, Fatma Girik, Saadettin Erbil
  • Vefa Stadı (Karagümrük Arena) Karagümrük / Fatih / İstanbul

Halk_cocugu_vefa_stadi2

Filmde kendisine miras kalan Ahmet babasının sahip olduğu kulübün tesislerini inceliyor, futbolcularla maç yapıyor.
Vefa Stadının 1964 yılındaki halini merak edenler için filmden kesitler…

Aynı Vefa Stadı’nın bugünkü hali, eski kulüp binası hala olduğu gibi duruyor, Bizans döneminden kalma duvarlara koruma yasası gereği dokunulmamış, çatı restore edilmiş, saha çimlendirilmiş…

 

 

Fotoğraflar:

Koltuk Belası (1990)
  • Alaçatı / İzmir

Koltuk_Belasi_Alacati1

Kartal Tibet’in yönetmenliğini yaptığı Koltuk Belası filmi çekimleri için Alaçatı Belediye Binası film ekibine tahsis edilmişti. Kemal Sunal’ın Belediye Başkan Adayı olduğu Partinin adı ise D.M.D.Y.D. Partisi idi.

Yıllardır bu film tüm ulusal kanallarda gösterime sunuldu. Türkiye’de televizyonu olan herkes Alaçatı’da çekilen bu filmi izledi ve Alaçatı’yı tanıma imkanı buldu.

Film esnasında gerçekleşen bir anıyıda paylaşmadan etmeyelim: Koltuk Belası filminin çekimleri sırasında Alaçatı’da tiyatro gösterisi vardı.. Kemal Sunal ve Kartal Tibet tiyatro oyununu izlemeye geldiler ve tiyatro oyunundan sonra Alaçatılı ve Alaçatı’ya tiyatro izlemeye gelen misafir çocuklar ile hasırların üzerinde sohbet ettiler.

Alaçatı’da başka filmler de çekildi. Müjde Ar’ın oynamış olduğu Adı Vasfiye, filmi Alaçatıda çekildi..

Fotoğraflar:

Bilezikçi Çiftliği

bilezikci_ciftligi

Sariyerdeki Bilezikçi Çiftliği son 50-60 yıl içerisinde Türk Sineması’nda çekilen pek çok filme ev sahipliği yapmıştır.

Cahide Sonku’yla, gencecik Zeki Müren’in başrollerini paylaştığı ünlü film “Beklenen Şarkı”, yine Zeki Müren’in yıllar sonra Belgin Doruk’la başrollerini paylaştığı 1965 tarihli “Hep O Şarkı”, Cüneyt Arkın’ın “kült” serisi “Malkoçoğlu” da Bilezikçi Çiftliği’ni ziyaret eden filmlerden…

“Malkoçoğlu Cem Sultan”, “Kara Murat Ölüm Fermanı” bu çiftlikte çekilen heyecanlı filmlerden ikisi…

Refik Halit Karay’ın aynı adlı romanından sinemaya aktarılan “2000 Yılın Sevgilisi” yine bu mekânlarda çekilmiş, Hülya Koçyiğit başrolleri Serdar Gökhan’la paylaşıyor.

Belgin Doruk’la ilk filmini çeviren Tamer Yiğit’in başrollerini paylaştığı 1962 tarihli “Daima Kalbimdesin”, “Asi Kovboy”, Yılmaz Güney’in 1972 tarihli “Çirkin Ve Cesur”u, Cahide Sonku ve Nuri Altınok’un çevirdiği ve 1968’de Cüneyt Arkın ve Selda Alkor’la tekrar çevrilen “ilk Ve Son”, Muhterem Nur ve Sadri Alışık’ın oynadığı 1953 tarihli “Ben Kahpe Değilim” ünlü ve sinematik çiftliğin unutulmaz filmlerinden…

Kemal Sunal’ın başrolünde oynadığı “Sosyete Şaban” filmide bu çiftlikte çevrilmiştir.

Şaşkın Damat (1975)
  • Özel Yıldız Koleji

saskin_damat_ozel_yildiz_koleji1

1975 yılında Kemal Sunal’ın Meral Zeren ile başrolünü paylaştığı Şaşkın Damat filminde Kemal Sunal’ın yatılı olarak okula başladığı okul olan Özel Yıldız Koleji hala eğitimde.. Meral Zeren’in son sahnede Kemal Sunal’ı arabayla alıp götürdüğü yer; Nisbetiye Caddesi, Büyükdere’ye çıkarken…

Fotoğraflar:

Bu Köşkler Tüm Türkiye’yi Ağırladı

Karaca’nın Evi Artık Yok

muammer_karaca_kosku

Türk sinemasının 1960-70’li yıllarda vazgeçilmez mekanlarından biri Muammer Karaca’nın Yeşilyurt’taki eviydi. Hani duvarlarında göçmen kuşu kabartmaları olan, büyük ahşap merdivenli köşk.

Ediz Hun, alt katta viskisini yudumlarken merdivenlerden Türkan Şoray inerdi. Bu köşkün yerinde artık Karaca Apartmanı yükseliyor. Köşk yıllar önce yıkıldı. Ancak Türkan Şoray’ın başrolünü oynadığı ‘Ayrılsakta Beraberiz’ gibi pek çok film yıllardır insanları duygulandırmaya devam ediyor.

 

 

 

 

Fotoğraflar:

Köprünün Altında Kaldı

Yeşilçam’ın çok sayıda filmine mekân olan yalılardan biri, Ortaköy’deki Suat Sadıkoğlu Yalısı’ydı. Üç katlı tarihi yalının sahibi eski armatörlerden Suat Sadıkoğlu’ydu.

Ediz Hun, Türkan Şoray, Filiz Akın gibi çok sayıda sanatçıyı konuk eden yalı, Boğaziçi Köprüsü’nün ayaklarının altında kaldı. Köprü inşaatı sırasında yıkılan yalıda, Mehmet Dinler’in yönettiği ‘Sonbahar Rüzgarları’, Ediz Hun, Kadir İnanır ve Filiz Akın’ın rol aldığı Muzaffer Aslan’ın yönettiği ‘Ankara Ekspresi’ gibi çok sayıda film çekildi.

Yeşilçam’ın Oteliydi

tarabya_oteli
Otel sahnelerinin büyük çoğunluğuysa Büyük Tarabya Oteli’nde çekildi. Otelin lobisi, çok sayıda komedi filminin sahnesi oldu.

 

 

 

O Ağacın Altı…

Eski Türk filmlerinde sevgililerin kavuşması, genellikle birbirine ağır çekimde koştukları sahnelerle anlatıldı. Çoğunlukla da tam birbirlerine sarıldıkları yer, Beykoz’daki ‘Aşıklar Ağacı’nın altıydı. Gövdeleri ayrı dalları birleşen ağaç, o zamanlar büyük bir korunun içindeydi. Bugün ise ağacın içinde bulunduğu koru oldukça küçüldü. Yakınından sahil yolu geçti. Ağaçların yerini apartmanlar aldı.

Ayrı Dünyaların Yalısıydı

Gullu_Geliyor Gullu_kanlica_ikiz_Yali

Ayrı dünyaların insanlarının aşklarının konu alındığı Türk filmlerinin önemli mekânlarından biri ise Kanlıca’daki İkiz Yalı’ydı.

Aşkın zengin tarafının yaşadığı ev olarak kullanılan yalının kapılarını, sahibi Erdoğan Ataman, Yeşilçam’a açtı.

İkiz Yalı, inşa edildiği 1960 yılında modern mimarisi ile çok ilgi çekiciydi ve Ediz Hun, Yılmaz Güney, Filiz Akın, Tarık Akan, Türkan Şoray’ın rol aldığı yaklaşık 150 Türk filminin mekânı oldu.

Atıf Yılmaz’ın 1974 yılında çektiği ‘Güllü Geliyor Güllü’ filminde Türkan Şoray, kendisini gerdek gecesinin hemen ardından bırakıp kaçan Ediz Hun’u burada yakalıyor ve silahı doğrultuyordu.

Emel Sayın ve Ediz Hun’un başrollerini paylaştığı ‘Gülizar’ da İkiz Yalı’da çekilen filmler arasında.

Özellikle romantik Türk filmlerinin vazgeçilmez şömine başı sahneleri, bu yalının şöminesinin önünde çekildi.

İkiz Yalı, 1997’de restoran oldu. Bugün Lacivert Bar/Restaurant olarak hizmet veriyor. Türk filmlerinin unutulmaz sahnelerinin geçtiği odalar, artık masa ve sandalyelerle dolu.

Sahibini Geçindiren Ev

sekerpare_lazlarin _kosku_beylerbeyi

Türk filmlerine mekân olma özelliğini geçmişten günümüze kadar sürdüren bir köşk de var; Beylerbeyi’ndeki Lazların Köşkü. Hayal dünyasının 20 yıldır sahnesi olan köşk, kimse gidip görmese de herkes için tanıdık.

‘Gırgıriye’de Darbukatör Bayram’ın göbek attığı salon, ‘Şekerpare’de Şener Şen’in müdavimi olduğu randevuevi burası…

Tarihi köşk, sahibinin geçim kapısı. Köşkün sahibi İzzet Tuzcuoğlu, 1982 yılında yönetmen Osman F. Seden kapısını çaldığında ‘memleketi Rize’de dedikodu çıkar’ diye inat etmiş. Ama çekimlerle birlikte Türkiye’nin en ünlü sinema oyuncularıyla dolup taşan evde, artık makyaj, toplantı, senaryo okuma odaları var.

Ailemizin Köşkü

gullu_kosk_ uskudar

Adile Naşit’in anne, Münir Özkul’un baba rolünü üstlendiği kalabalık aile filmlerinin pek çoğu Üsküdar’daki Güllü Köşk’te çekilmişti. Güllü Köşk, çok uzun süren terk edilmişliğin ardından restore edildi ve üzerinde
‘Satılık’ tabelasıyla ayakta… Köşkün eskiden çok geniş olan bahçesine ise üç tane apartman sığdırılmış.

Yine Altunizade’de pek çok filme evsahipliği yapan diğer bir köşkün üzerinde de ‘Kiralık’ tabelası var. Barış Manço’nun tek filmi ‘Baba Beni Eversene’nin çekildiği köşkün önünden işlek bir cadde geçiyor ve etrafı apartmanlarla çevrili.

 

Bir Millet Uyanıyor

Bir_Millet_Uyaniyor_Mehmet_Ali_Bengu_kosku

Filmin bazı sahneleri Erenköy Ethem Efendi Caddesi’ndeki bir Osmanlı paşası olan Mehmet Ali Bengü’nün köşkünde çekilmiştir. Kendinden sonraki dönem için Türk sinemasında prototip olan “Bir Millet Uyanıyor”, Kurtuluş Savaşı’nı konu edinmiştir.

 

 

 

 

Bir’e On Vardı (1963)

bireonvardi_AvukatKani_Nazim_Dilman_Kagir_Kosku

Mehmet Ali Paşa Köşkü’nün ihtişamlı dönemi, harcamalarda gözle görülür bir şekilde kısıntıya gidilmesine rağmen artan mali sıkıntılar yüzünden bahçenin bir bölümü Avukat Kami Nazım Dilman’a satılmak zorunda kalınmıştı.

28 Mayıs 1950’de Mehmet Ali (Bengü) Paşa’nın kalp rahatsızlığından vefatı sonrasında ise Paşa’nın varisleri Vedat Örfi Bengü ve kardeşleri mülkün geri kalanını da yine Avukat Kani Nazım Dilman’a satmışlardı.

Dilman, bahçenin içerisindeki üç katlı büyük köşkün yanısıra var olan diğer iki katlı ve tek katlı köşkü tamir ettirmiş, bahçeye de itina göstermiş ve kendisi için kagir iki katlı bir köşk yaptırmıştı.

Avukat Kani Nazım Dilman’ın Kagir Köşkü zaman zaman Türk filmlerine de plato olarak kiralanmıştı. Bunlardan birisi de senaryosunu Memdun Ün ve Lütfi Akad’ın William Irish’in bir kitabından uyarlıyarak yazdıkları ve Memduh Ün’ün yönetmenliğinde çekilen “Bir’e On vardı” filmiydi.

Fotoğraflar:

İstanbul (1957)

istanbul_Errol Flynn

Başrollerinde Errol Flynn, Torin Thatcher 1957 yapımı film, Sultanahmet ve Haliç’in havadan çekilmiş muhteşem görüntüleriyle başlar. Burada en dikkat çekici taraf, yarımadadaki yeşil alanların bolluğudur. Galata Köprüsü’nün o yıllarda çekilmiş renkli görüntüleri ve köprünün üzerinden geçen dönemin moda arabalarının rengârenk manzarası, olağanüstü güzellikte bir nostalji teşkil eder.

Filmin kahramanının kaldığı otelin balkonundan mehtaplı bir gecede Ortaköy Camisi’ni ve ardından sislere bürünen Boğaz’ı seyrettiği sahne de, İstanbul’un güzelliklerinin gözler önüne serildiği diğer karelerdendir. Film, yine Haliç’in havadan çekilen görüntüleriyle sona erer.

Balatlı Arif (1967)

balatli_arif

Balat’taki çekimlerinde semt sakinlerinin de yer aldığı film, Nişantaşı ve İstanbul Üniversitesi civarında geçmektedir. Filmde Haliç gemi hurdalığı ve Balat sahilindeki derme çatma barakalar kullanılmıştır.

Nişantaşı’nda yükselen yeni apartmanlardaki lüks yaşama rağmen Balat’ın gecekondu mahallesinde evler karton çatılıdır.

Filmin kahramanı Arif (Yılmaz Güney), üniversite arkadaşlarının oluşturduğu elit çevrenin çekiciliği ile ailesinin zor hayat şartlarına katlanmak arasında ikilem yaşamaktadır. Arif ’in yük taşırken kullandığı at arabasını, zamanın marka otomobillerinin yoğun olarak işgal ettiği Karaköy trafiğinde yan yana görmemiz, İstanbul’un farklı gelir seviyelerindeki insanlarının hayat şartlarına dair ipucu verir.

Kâtip (1968)

Katip_beylerbeyi_sarayi

Kâtip, konusu, mekânları, mistik havası, kostümleri, boğaz gezintileri, replikleri ve dili ile tam bir İstanbul filmidir. Boğaz’da mehtap sefasında Nazlı’sına “Küçüksu’da Gördüm Seni” şarkısını söylerken sanki yaz akşamlarının tatlı esintisini hisseder ve kendimizi tam da eski İstanbul’un ortasında buluruz.

Filmin vazgeçilmez mekânı Beylerbeyi Sarayı olmakla birlikte, Karacaahmet Mezarlığı, Çamlıca Tepesi ve dergâhlar sıkça kullanılmıştır.

Hababam Sınıfı

hababam_sinifi1

Türk sinemasının bu efsane yapıtının çekildiği okul; Sultan Abdülaziz’in, kardeşi Adile Sultan için 1853 yılında Balyan ailesine yaptırdığı Validebağ Adile Sultan Kasrı’dır. Bina ve binanın bahçesinde çekilen filmde söylenen şarkılar ve giyilen kıyafetlerle dönemin İstanbul’u tam anlamıyla yansıtılmıştır.

 

 

 

 

 

Fotoğraflar:

Sultan (1978)

sultan_filmi

İstanbul’a göç eden ailelerin yaşam kavgasını, gecekondu kültürünü ve bu yaşamın zorluğunu dört çocuklu dul bir kadının hayatı üzerinden izlediğimiz film, İkinci Boğaz Köprüsü’nün güzergâhında bulunan gecekondu mahallesinde çekilmiştir.

Tarabya’da gündeliğe giden kadınların tek eğlencesi, akşamları mahalle sinemasında izledikleri filmlerdir. Hep beraber Ferdi Tayfur’un “Derbeder” filmini izleyen mahallelilerin filmde ağlaştıkları arabesk kültür, aslında hayatlarının içindedir.

Grev, zam, emeklilik, sendikalaşma, işsizlik ise mahalle kahvesinin vazgeçilmez konularıdır. Film, mahallelinin göçle geldikleri İstanbul’da göç etmeye devam etmesiyle sona erer.

Neşeli Günler (1978)

Neseli_Gunler_ cihangir_asri tursucu

Filmde, Samatya ve Sarıyer’de bahsedilen iki turşucu dükkânı için Cihangir’deki “Asrî Turşucu” set olarak kullanılmıştır. Herkesin hayatında en az bir kere izlediği bu sıcacık aile filmi, dönemin İstanbul’u, komşuluk değerleri, anne-baba diyaloglarını bütün doğallığıyla yansıtır.

Filmde çocukların anne-babalarının birleşmeleri için önünde açlık eylemi yaptıkları Taksim gezi parkı önündeki anıt ise daha sonra meydandan kaldırılmıştır.

 

 

Fotoğraflar:

Muhsin Bey (1987)

muhsinbey

Filmin karakteristik dış mekânları Beyoğlu, Kuledibi ve çevresidir. Ancak iç mekânlarda aynı dönemde ciddi anlamda artış gösteren pavyon, gazino ve müzik piyasasının kalesi Unkapanı tercih edilmiştir.

Tüm zamanların en iyi 10 Türk filmi sıralamasında her zaman yer alan Muhsin Bey, 1970’lerden sonra ortaya çıkan arabesk furyasını, müziği oluşturan kültürel altyapının unutulmaya başlamasını harikulade bir şekilde dile getirmiştir.

Muhsin Bey’in de film boyunca yakındığı arabesk kültür, İstanbul üzerindeki baskı ve hâkimiyetini giderek arttırır. Tüm bunların arasında İstanbullu duruşunu muhafaza eden Muhsin Bey, popüler değerlerin dışında kalan ve hâlâ ayakta duran İstanbul semtlerine kaçarak kurtulmayı diler.

Fotoğraflar:

İstanbul Kanatlarımın Altında (1996)

Eski İstanbul manzaralarının dijital tekniklerle canlandırılmaya çalışıldığı filmin en karakteristik mekânı, şüphesiz Topkapı Sarayı’dır. Saray dâhilindeki Divan-ı Hümayun ve harem dairesi iç mekân çekimlerinde sıklıkla yer alırken filmin dış mekân çekimlerinde İstanbul Boğazı, Gülhane Parkı, Galata, Eminönü, Emirgân Korusu ve Galata Kulesi kullanılmıştır.

Tabutta Rövaşata (1996)

tabutta_rovasata

Sıradan hayatlara dair detaylarla örülü filmin ana mekânları Rumelihisarı, Bebek ve İstinye’dir. Boğaz kıyısındaki balıkçı teknelerinin vazgeçilmez dekor olduğu filmde Boğaz’ın gri ve sisli havası neredeyse teneffüs edilir. Balıkçı teknelerinin arka planında görülen yalılar ise adeta eski İstanbul’u yansıtır.

Filmin kahramanı Mahsun’un araba çalarak yaptığı şehir turlarında ise İstanbul gecelerinin ışıltısıyla karşılaşılır. Rumelihisarı ise filmin en akılda kalan mekânıdır.

 

Fotoğraflar:

Derleme: Turksinemasi.com

 Turksinemasi.com
26 Ocak 2015

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Sinema Haberleri


Saygıyla Anıyoruz